Güzelyurtlu Hemşerim
GÜZELYURTLU HEMŞERİM Yalnız kaldı, yılmadı Sessiz kaldı, susmadı Çığlık çığlığa sevda dilenmedi Kendisini sevdi Dar vakitlere sığmadı, taştı Fırat’ça Gözleri dilenci, avuçları ağlamaklı Korkuyor hoşçakalsız gitmekten Bütün şarkıları unuttu Çöl çiçeği olmak istedi Beklemeden kimsenin sulamasını Beklemek ona göre değildi Geceyi konuk etti odasına Saçlarını uzatmayı sevmezdi Oysa ne çok isterdi Hiç sarılmadığı anasının göğsünde Görülmemiş rüyalara dalmayı Dağ rüzgârlarıyla gelip Bütün mevsimleri toplamayı İçine güneşler doğurmayı Ankara puslu İçi güneşli, her yanı sevda Güneş toplamaya gelebilir ...